Tuz Kokmadan

Son bir yılı aşkın süredir kamuoyuna yansıyan haberleri, iddiaları, soruşturma dosyalarını ve özel hayata ilişkin son derece rahatsız edici yazışmaları gördükçe insanın içinden tek bir cümle geçiyor nasıl bu duruma geldik
Gerçekten çok üzücü ve utanç verici
Mesele artık bir siyasi partiyi savunmak yada eleştirmenin ötesinde bambaşka bir hal aldı
Mesele
Siyasetin itibarı, kamu ahlakı ve milletin devlete duyduğu güven
Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, belediyeler üzerinden kurulduğu ileri sürülen çıkar ilişkileri, tutuklamalar, davalar ve kamuoyuna yansıyan son derece çirkin ahlaksız görüntüler
Bunların hangisinin suç teşkil ettiğine elbetteki bağımsız yargı karar verecek.
İddia ile hükmü birbirine karıştırmamak, hukuk devletinin vazgeçilmez en önemli. şartıdır.
Ancak siyasetçininsorumluluğu yalnızca mahkum olmamak değildir.
Siyasetçi aynı zamanda temizşeffaf, hesap verebilir ve temsil ettiği makama yakışır olmak mecburiyetindedir.
Üstelik bu ölçünün partisi de olmaz olamazda
AK Partili, CHP’li, MHP’li, İYİ Partili veya başka bir partiden olması hiçbir şeyi değiştirmemeli.
Çünkü yolsuzluğun sağcısı solcusu ahlaksızlığın iktidarı muhalefeti olmaz.
Bir siyasetçi hakkında böylesine ağır iddialar ortaya çıktığında yapılması gereken tek şey suçlamaların üzerini siyasi aidiyetle örtmek olamaz.
Sonuna kadar araştırılsın, suçlu varsa cezasını çeksin, masumsa itibarı iade edilsin denmelidir
İşte asıl arınma buradan başlar
Türkiyenin ihtiyacı birbirinin kirini örten siyasi kamplar olmamalı gerektiğinde kendi içindeki yanlışada YANLIŞ diyebilecek siyasi ahlak ve dürüstlük olmalıdır.
Çünkü bir ülkede insanlar adalete, siyasete ve kamu kurumlarına güvenlerini kaybetmeye başlarsa mesele artık seçim kazanmak veya kaybetmek noktasından çıkar.
Partiler seçimde kaybedebilir ve yeniden seçimde kazanabilir.
Ama millet güvenini kaybederse onu geri kazanmak yıllar yıllar sürer.
Bu nedenle bugün herkesin, özelliklede siyasi liderlerin aynaya bakması gereken bir dönemden geçiyoruz.
Savunmak yerine sorgulamak
Örtmek yerine araştırmak
Taraf olmak yerine hukukun yanında durmak gerekiyor.
Atalarımızın çok anlamlı bir sözü var
BALIK BAŞTAN KOKAR
Ama burada asıl tehlikeli olan yanlışların normalleşmesi ve toplumun bunlara alışması.
İşte o zaman artık balık değil
TUZ KOKMAYA BAŞLAR
Veee tuz kokarsa, mesele bir partinin değil hepimizin ülkenin meselesi olur.
BURADA MESELE SUÇLAMAK DEĞİL
HESAP VEREBİLMEKTİR
Demokrasi tarihi bize önemli bir gerçeği öğretti
Kurumların ve siyasi hareketlerin büyüklüğü, hiç hata yapmamalarıyla değil
Hata ve ciddi iddialarla karşılaştıklarında nasıl davrandıklarıyla ölçülür.
Dünyanın köklü demokrasilerinde bir siyasetçi veya kamu yöneticisi hakkında ciddi bir iddia ortaya çıktığında beklenen yargının görevini yapması kurumların belgelerini açması denetim mekanizmalarının çalışması ve siyasi sorumluların kamuoyuna açıkça hesap verebilmesidir.
Çünkü hukuk devletinde masumiyet karinesi ne kadar vazgeçilmez ise hesap verebilirlikde o kadar vazgeçilmezdir.
Ne varki siyasi tarihimizde zaman zaman bambaşka alışkanlıklarla karşılaşıyoruz.
Bir kurumun, belediyenin veya siyasi partinin mensupları hakkında soruşturma, kovuşturma, suçlama yada tutuklama gündeme geldiğinde daha yargılama tamamlanmadan meselenin tamamını yalnızca
SİYASİ OPERASYON,
İKTİDARIN MUHALEFETİ YIPRATMA GİRİŞİMİ
KOMPLO
olarak açıklamak kolay ve ucuz bir savunma yöntemi haline geliyor.
Elbette siyasi saikle hareket edildiği iddiasıda demokratik bir ülkede tartışılabilir, araştırılabilir ve gerektiğinde eleştirilebilir bunlar çok normal
Devletin yargı gücü hiçbir zaman siyasi hesaplaşmanın aracı haline gelmemelidir.
Fakat bunun terside aynı derecede önemli
Her soruşturmayı siyasi ilan etmek her iddiayı komplo diyerekreddetmek ve ortaya çıkan her belgeyi yalnızca taraftar psikolojisi ile açıklamaya çalışmakta gerçeklerle yüzleşmenin alternatifi olamaz
Çünkü toplum yalnızca söylenene değil, ortaya çıkan tabloyada bakar.
Siyasette belkide en tehlikeli savunma biçimi yanlışı başka bir yanlışın arkasına saklamak
Böyle davranıldığında kurum kendisini koruduğunu zannederken aslında kendi itibarını aşındırır.
Böyle durumda kendi seçmenini bir süre ikna edebilirdiniz fakat toplumun tamamının güvenini hiçbir zaman kazanamazsınız
İşte burada siyasetin en zor fakat en kıymetli kelimesi karşımıza çıkıyor
ÖZELEŞTİRİ
Bizden olduğu için doğrudur anlayışı yerine,
Bizden olsa da yanlışsa yanlıştır diyebilmek
Bir siyasi hareketi asla küçültmez.
Tam tersine büyütür.
Çünkü demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir.
Demokrasi aynı zamanda hukuk ahlak edep denetim liyakat şeffaflık kurumsal hafıza vicdan ve hesap verebilme kültürüdür.
Ben meseleye herhangi bir partinin penceresinden bakmıyorum
Bugün CHP için söylediğimi yarın AK Parti MHP İYİ Parti veya başka herhangi bir siyasi hareket içinde aynı samimiyette söyleyebilmeliyim.
Çünkü devlet hepimizin belediyeler hepimizin kamu kaynakları hepimizin ve en önemlisi Türkiye hepimizin.
ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ
Sözü halkımızın iradesinden doğmuştur.
Elbette hukuk bakımından duman görmek, yangının ve failin kesin kanıtı değildir.
Suçu mahkeme belirler.
Fakat siyaset bakımından ortada sürekli duman varsa yapılması gereken, dumanı göstereni suçlamak olmamalı önce dönüp BU DUMAN NEREDEN GELİYOR? diye bakmak gerekir.
İşte yıllardır bizi aynı yerde tutan temel yanlışlardan biride tamda bu.
Eleştireni düşman
Soru soranı karşı taraf
Araştıranı hain
kabul ettiğimiz müddetçe hiçbir siyasi yapı gerçek anlamda kendisini yenileyemez.
SON SÖZ
Bu ülkenin insanlarının artık kusursuz siyasetçilere değil hatasını kabul edebilecek kadar erdemli, vicdanlı hesabını verebilecek kadar cesur ve kamu görevini emanet sayacak kadar ahlaklı yöneticilere ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
Hiç kimse peşinen suçlu değildir.
Ama hiç kimsede makamının partisinin veya arkasındaki kalabalığın büyüklüğü nedeniyle hesap vermekten muaf değildir.
Adaletin terazisi parti rozeti taşımaz.
Yanlış yapan bizdense susmak, karşı taraftansa bağırmak adalet değildir.
Bunun adı olsa olsa yalnızca tarafgirliktir.
Ve lütfen unutmayalım
Bir yanlışın üzerini örtebilirsiniz fakat onu ortadan kaldırmış olamazsınız.
Gerçeği bir süre susturabilirsiniz; fakat sonsuza kadar susturamazsınız.
Hz. Ali’nin çok anlamlı bir söz var
HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR
Ben buna bir cümle daha eklersem
Bir siyasi hareketi asıl yıpratan yanlızca onun hakkında soruşturma açılması değildir.
Yanlış ortaya çıktığında onu temizlemek yerine savunmayı tercih etmesidir.
Çünkü siyasetçinin en büyük sermayesi makamı değil, güvenilirliğidir.
Makam kaybedilir, kaybedilen makam yeniden kazanılabilir.
Seçim kaybedilir, bir sonraki seçim kazanılabilir.
Ama güven kaybedildiğinde, sandık bile onu hemen geri getiremez.
Ve işte tam da bu yüzden, mesele balığın kokması değil
Asıl korkmamız gereken, tuzun kokmasıdır.
TUZ KOKMADAN yazımın özü aslında çok basit
Bir siyasi parti hakkında rüşvetten yolsuzluğa, etik dışı ilişki iddialarından kamu görevinin gerektirdiği sorumluluğa kadar böylesine ağır tartışmalar yaşanıyorsa, yapılması gereken ilk iş karşı tarafı suçlamak değil, kendi evinin içine bakmaktır.
Geçmişte veya bugün iktidarın yaptığı yanlışlar elbette ayrıca eleştirilir.
Hukuka aykırı bir siyasi müdahale varsa onada karşı çıkılır.
Fakat bunların hiçbiri bir partinin kendi içindeki yanlışlarının cevabı olamaz.
AKP’nin yanlışı CHP’nin yanlışını aklamadığı gibi, CHP’nin yanlışı da AKP’nin yanlışını haklı çıkaramaz.
Ve son sözüm şu
Her defasında aynaya bakmak yerine karşınızdaki AKP’yi ve Erdoğan’ı işaret ederseniz bir gün dönüp baktığınızda rakibinizi hala karşınızda, fakat kendi partinizi bıraktığınız yerde bulamayabilirsiniz.
Çünkü başkasını suçlamak seçim kaybettirebilir veya kazandırabilir ama kendi hatasını görememek bir siyasi hareketin geleceğini kaybettirir.
Ayna karşısındakine
Mazeret değil, kendi yüzünü gösterir.
Mustafa Berk
9 Ağustos 2026