İşlem Tamam Mı? 3. Bölüm

Sorun Kişiler mi, Yoksa Tekrar Eden Bir Siyasi Kültür mü?
Şimdi ister istemez insanın aklına şu soru geliyor
İşlem tamam mı?
Bu soruyu asla bir komplo teorisi üretmek için sormuyorum.
Bir vatandaş olarak, yaklaşık yüz yıllık siyasi tabloya bakınca doğal olarak aklıma geliyor.
Bugün yaşanan gelişmeler
Parti içi liderlik tartışmaları
Yargıya taşınan kongre süreçleri
Birbirini eleştiren eski yol arkadaşları
Yeni parti arayışları
Bütün bunlar gerçekten sadece bugünün meselesimi?
Yoksa yıllardır tekrar eden bir siyasi döngünün yeni bir perdesimi?
Ben ikinci ihtimal üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.
Siyasetin En Büyük Sermayesi GÜVENDİR
Bir siyasi partinin en büyük gücü
Ne binasıdır
Ne bütçesidir
Ne de aldığı hazine yardımıdır.
En büyük sermayesi toplumun güvenidir.
Güven ise kolay kazanılmaz.
Yıllar alır.
Ama birkaç ay içinde kaybedilebilir.
İnsanlar bugün sadece seçim vaatlerine bakmıyor artık
Şeffaflığa bakıyor.
Parti içi demokrasiye bakıyor.
Liyakate bakıyor.
Eleştiriye tahammüle bakıyor.
Çünkü güven, yalnızca seçim meydanlarında verilen sözlerle değil kriz anlarında gösterilen tavırlarla oluşur
“İşlem Tamam mı?” Sorusunun Sebebi
Son dönemde yaşanan gelişmeler, doğal olarak kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu.
Kimi bunları hukuki süreç olarak görüyor.
Kimi siyasi mücadele olarak değerlendiriyor.
Kimi ise parti içindeki doğal değişim sancıları olarak yorumluyor.
Demokratik toplumlarda herkesin farklı düşünme hakkı elbette vardır.
Ancak hangi görüş benimsenirse benimsensin, değişmeyen bir gerçek vardır ki oda,
Bir siyasi hareket, kendi içindeki sorunları çözemediği ölçüde topluma güven vermekte zorlanır.
İşte benim “İşlem tamam mı?” sorusundan kastettiğim bu
Yoksa kişiler değil SÜREÇ
Bugün Dünya Başka Bir Yerde
Enerji dönüşümünü konuşuyor.
Uzay teknolojilerini konuşuyor.
Kuantum bilgisayarlarını konuşuyor.
İklim krizini konuşuyor.
Tarım güvenliğini konuşuyor.
Gençlerin geleceğini konuşuyor.
Oysa biz ise çoğu zaman
Kim kimi söyledi,
Kim kime cevap verdi,
Kim hangi koltuğa oturdu,
Kim hangi partiden ayrıldı,
bunları konuşuyoruz.
Belki de asıl sorgulamamız gereken budur.
Çünkü siyasetin amacı yalnızca iktidarı ele geçirmek değil toplumun geleceğini inşa etmektir.
Muhalefetin Güçlü Olması
İktidar Kadar Önemlidir
Burada özellikle altını çizmek istediğim çok önemli bir konu var.
Bu yazıyı güçlü bir muhalefeti eleştirmek için yazmıyorum
Tam tersine
Türkiye’nin güçlü bir muhalefete ihtiyacı olduğuna inandığım için yazıyorum
Çünkü güçlü muhalefet
İktidarın hatalarını denetler, daha iyi projeler üretir, rekabeti artırır, demokrasiyi güçlendirir.
Ancak bunun yolu yalnızca eleştirmek değildir.
Alternatif üretmektir.
Topluma umut vermektir.
Güven vermektir.
İnsanlar artık kavga değil
Çözüm görmek istiyor.
Belki de En Büyük Ders
Yaklaşık yüz yıllık tablo bana tek bir şeye işarer ediyor
Partiler değişebilir.
Genel başkanlar değişebilir.
Sloganlar değişebilir.
Hatta parti isimleri bile değişebilir.
Ama siyasal kültür değişmediği sürece sonuçlar kolay kolay değişmez
Belki de asıl ihtiyaç duyduğumuz şey bana göre
Yeni tabelalar değil,
Yeni bir siyaset anlayışıdır.
Daha çok konuşan değil
Daha çok dinleyen
Daha çok suçlayan değil
Daha çok çözüm üreten
Daha çok ayrıştıran değil
Daha çok birleştiren bir siyaset
Çünkü sonunda kazanan yalnızca bir parti olmayacak
Kazanan TÜRKİYE olacak.