İçeriğe geç
Pazar Yazıları Yeni yazı: Her hafta pazar günü
Sayı 037

Tarihin Sarsılmaz Kalesi

Pazar Yazıları 20 Eylül 2026 · 7 dk okuma

TARİHİN SARSILMAZ KALESİ
TÜRK MİLLETİNİN
YÜKSEK AHLAK MİRASI VE KÜRESEL MÜDAHALELERE KARŞI DİRENİŞİ

Tarihin akışını değiştiren, büyük imparatorluklar kurup adaletle dünyayı imareden Türk milleti
asırlardır varlığını askeri gücünün ötesinde dünyada eşine çok çok az rastlanır toplumsal dokusuna ve yüksek ahlak anlayışına borçludur.

Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan bu köklü gelenek
Adalet, Büyüklere Hürmet, Komşuluk, İmece usulü dayanışma ve Sarsılmaz bir AİLE Kurumu üzerine inşa edildi.

Türk örfadet ve gelenekleri yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerle etkileşmelere girerek şekillenmiş ve temelini insani değerler, dayanışma vesevgi üzerine kurmuştur.

Bu köklü kültürün içinde bugün tüm dünyanın örnek alabileceği ve evrensel değerler niteliği taşıyan bir çok zarif davranışlar bulunmaktadır.

* Zimem Defteri (Veresiye Defteri Kapatma)

Osmanlı’dan günümüze gelen en zarif geleneklerden biridir. Durumu iyi olan kişiler mahalle bakkallarına giderek borcunu ödeyemeyen tanımadıkları insanların borçlarını kapatırlar. Ne borcu ödeyen kimin ödediğini bilir nede o borçlu borcu kimin kapattığını öğrenir. Bu insan onurunu kırmadan yardım etmenin en asil yoludur ve sadece Türk Milleti bunu yapar.

* Askıda Ekmek ve Sadaka Taşları

Fırından ekmek alırken ihtiyacı olanlar için fazladan ekmek parası ödeme geleneğidir. Şehrin belirli noktalarına konulan sadaka taşları ise durumu iyi olanların para bıraktığı, ihtiyaç sahiplerinin ise sadece ihtiyacı kadarını aldığı bizlere mahsus erdem sembollerdendir.

* Tanrı Misafiri ve Büyüklere Hürmet

Kapıyı çalan yabancı, kim olduğuna bakılmaksızın Tanrı Misafiri kabul edilir. Bayramlarda ve aile ziyaretlerinde büyüklerin eli öpülüp alna koyulur bu hareket yaşanmışlığa, tecrübeye ve aile büyüklerine duyulan en derin saygının göstergesidir. Toplu taşımada yaşlılara hamilelere ve çocuklulara yer vermek bu anlayışın günlük hayata yansımasıdır.

* Göz Hakkı ve Komşuluk Hukuku

Evde pişirilen yemeğin kokusunun komşuya gitmesi ihtimaline karşı bir tabak ikram edilir gelen tabak asla boş geri gönderilmez. Komşuya tabakla yemek göndermek, hastaya geçmiş olsun ziyaretinde bulunmak veya bayramda kapı kapı dolaşıp tatlı dağıtmak kültürümüzün en güzel sıcaklığını yansıtır.

* Hayvanlara ve Doğaya Şefkat

Sokakdaki başı boş hayvanlara barınma yerleri yapmak onları sahiplenmek onlara yardım etmek yaygın bir reflekstir. Osmanlı döneminde kuşlar için yapılan saray mimarisindeki KUŞ EVLERİ ve göç edemeyen yaralı leylekler için kurulan GURABAHANE LAKLAKAN (Dünyanın ilk hayvan hastanesi) bu şefkat kültürünün dünyadaki en büyük kanıtlarındandır.

Türk halkı dini örfve adetlerine gönülden bağlıdır.

Üç ayların girişiyle oruç ve namaz ibadetlerinde, hayır işlerinde artış olur. Mübarek günlerde topluca mahalle camilerine gidilir.
Şehir merkezlerinde kandil simitleri satılır ARASTA esnafı bir araya gelerek ortaklaşa irmik helvası yaptırıp sokak başlarında hayır için dağıtır. Arife günü veya bayram namazından çıktıktan sonra mezarlıklara gidilerek geçmişlerin ruhuna Fatihalar okunur.
Kurban ve Ramazan bayramlarında yakın akrabalardan başlamak üzere komşular ve dostlar ziyaret edilir. İslam ahlakı ile yoğrulan bu değerler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte anayasal koruma ve toplumsal güvence altına alınmış, ailenin korunması devletin en temel görevlerinden sayılmıştır.

Son dönemde yaşanan üzücü gelişmeler,
Türk toplumunun bu aşılması imkansız kalesi olan aile yapısının sinsice hedefe konduğunu açıkça göstermektedir.

Kamuoyuna yansıyan adli soruşturmalar ve AİLEM GÜVENDE operasyonları hak, hukuk ve sivil toplum maskesi altında yürütülen bazı faaliyetlerin arkasındaki karanlık tabloları bugün yüzüne çıkarmıştır.

* Küresel Fonlar ve Dernek Yapılanmaları

Emniyet ve yargı birimlerinin tespitlerine göre ABD merkezli Rainbow Railroad
Almanya merkezli Rosa-Luxemburg-Stiftun
AB fonları (EED)
Fransa Büyükelçiliği
ve çeşitli Batılı kuruluşlar tarafından
Türkiye’deki bazı marjinal derneklere milyonlarca dolarlık finansman aktarıldığı belgelenmiştir.

Söz konusu operasyonlarda, sivil toplum adı altında faaliyet gösteren bazı mekan ve yapılarda fuhuş organizasyonları, gençlerin ağa düşürülmesi, uyuşturucu madde, kaçak alkol ve ruhsatsız silahlar ele geçirilmiştir. İnsan hakları söyleminin ardına gizlenerek gençliğin ahlaki ve fiziki bütünlüğünün tehdit edildiği somut verilerle ortaya konmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti devleti kamu düzenini, aile yapısını ve gençliğini korumak adına hukuk çerçevesinde adımlar attığında, Avrupa Komisyonu ve Batılı organlar hemen harekete geçerek yapılan operasyonlardan

“Endişe duyduklarını”

açıklamakta ve bu yasadışı ahlak dışıakışın denetlenmesinden rahatsız olduklarını beyan etmektedir neden acaba?

İslam dininin temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peyamber’in (s.a.v.) sünneti, aile mefhumunu ve neslin korunmasını emreder.

Nisa Suresi ve Lut Peygamber’in mücadelesini anlatan ayetler, cinsel sapkınlıkların ve gayrimeşru ilişkilerin toplumları helake götüren büyük birer ahlaksızlık olduğunu bildirir.

Hayvanlarda dahi bulunmayan fıtrata aykırı bu yönelimlerin meşrulaştırılması aileyi zedeler toplumsal ahlakı DUMURA uğratır ve nesli bozguna uğratır, adeta yok oluşa götürür.

Biyolojik ve tıbbi rahatsızlıklar ile sapkın yaşam tarzlarını birbirine karıştırmamak gerekir.

Tıbbi durumlar şefkatle tedavi edilmelidir, ancak propaganda ve dış fonlarla meşrulaştırılmaya çalışılan ahlaksızlığa karşıda topyekün bir duruş sergilenmeli ve karşı konulmalıdır.

Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2002’den bu yana sürdürülen, aileyi ve milli değerleri koruma kararlılığı iç ve dış odakların yalan, iftiraları ile karalama kampanyaları gayretlerine rağmen kararlılıkla devam etmektedir.

Yerel siyasetteki bazı kesimlerin ve marjinal grupların küresel ajandalara payanda olması, Türk milletinin ferasetinden kaçmamaktadır.

Milletimizin geleceği Batı’dan ithal edilen ahlaki çöküntü projelerinde değil, kendi öz değerlerimizde, anne-baba rızasında, büyüklere hürmette, komşu hakkına riayette ve asil Türk ailesinin direncinde saklıdır.

Bu kale geçilmezdir Türk milleti örfüne, dinine ve ahlakına sahip çıkmaya devam edecektir.

Bizler, dünyada başka hiçbir millete nasip olmayan, kökleri binlerce yıllık örf, adet ve geleneklere dayanan üstün ahlaki değerler üzerinde yükselmiş bir milletiz.

Yüreğinde Allah korkusu taşıyan, iyiliksever, paylaşmayı ve yardımlaşmayı şiar edinen sarsılmaz imanı ve cesur yüreğiyle dünyaya nam salmış bu yüce milletimiz son dönemde ahlaki ve ailevi yapımızı bozmayı hedefleyen iç ve dış saldırılara karşı her zamankinden daha uyanık olmak zorundadır.

Unutmayalım bizimbizden başka dostumuz yok
Ayakta kalmanın tek yolu kenetlenmek ve bir olmaktır.

Gerçek laiklik asla dinsizlik demek değildir.

Aksine, yüce dinimiz bizlere İslam’ın da emrettiği gibi hoşgörüyü, terbiyeyi, takva sahibi olmayı, yalan, talan ve iftiradan uzak durarak güzel ahlakı yaşamaktır.

Laiklik, herkesin inancında hür olduğu, yobazlığı değil terbiyeyi, ilmi, irfanı, ana-baba saygısını ve hoşgörüyü esas alan bir anlayıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi çalışkan olmak, bir arada dimdik durmak ve muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkarak ülkemizin dünyadaki öncü yerini korumak en asli vazifemizdir.

“Bu milletin temel taşı ailedir. Aile, medeniyetin ve ilerlemenin beşiğidir. Kadın ve erkek, hak ve görevlerde birbirini tamamlayan unsurlardır.”

“Bizim dinimiz, milletimize ahlaki, kutsal ve güçlü bir kişilik kazandırır. Dinimize ve ahlakımıza sarıldıkça, aile bağlarımız kuvvetlenecek ve toplumumuz daha sarsılmaz bir birlikteliğe ulaşacaktır.”

Bu iki güzel sözün sahibi Mustafa Kemal Atatürk ne güzel ifade etmiş.

Buna Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şu güzel hadisi şeriflerini ilave edersek

“Sizin en hayırlınız, ailesine en iyi davranandır. Ben de aileme en iyi davrananınızım.” (Tirmizi Menakıb 63)

“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlak bakımından en güzel olanıdır.” (Tirmizi, Rada 11)

Bizler Batı’nın ve Avrupa’nın ahlaksızlığına değil medeni dünyanın insani ilkelerine, ilmine ve adaletine talibiz. Türk milleti olarak, güzel ahlakımızla ve sarsılmaz aile yapımızla tüm insanlığa örnek ve önder olmaya dün olduğu gibi bugünde kararlılıkla adayız.

DİPNOT:

​Bizler binlerce yıllık tarihiyle, Müslüman muhafazakar aile yapısına örfadet ve geleneklerine canı pahasına sahip çıkan yüce bir milletiz.

Kendi ülkesini Avrupa kapılarında şikayet eden milletin değerlerini hiçe sayarak Batı’dan ithal sapkın anlayışları ve LGBT propagandalarını bu topraklara meşru kılmaya çalışan anlayışlar Türk milletinin vicdanında mahkum olmaya mahkumdur.

İngiltere’de, Almanya’da ya da ABD’de eşcinsellik veya fıtrata aykırı yaşam tarzları normal görülebilir, hatta oralarda bu anlayışla yöneticiler de seçilebilir.

Ancak burası Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Ezanın, bayrağın ve aile mahremiyetinin kutsal sayıldığı bu topraklarda Türk milletinin muhafazakar aile yapısını yok sayacak hiçbir küresel dayatma, hiçbir sapkın propaganda asla kabul edilemez, KABUL EDİLEMEZ!

Devletinin ve milletinin milli-dini değerlerine karşı durup küresel odakların sözcülüğüne soyunanlara karşı bu milletin duruşu nettir
Türk ailesi sarsılmaz bir kaledir ve bu kale asla yıkılmayacaktır

​Alphonse de Lamartine (Fransız Yazar ve Devlet Adamı): ​”Türkler bir ırk ve bir millet olmaktan ziyade, yüksek bir insaniyet duygusudur. Türk milletinin ahlakı, terbiyesi ve misafirperverliği dünyadaki tüm uluslara örnek olacak niteliktedir.”

​Gazi Mustafa Kemal Atatürk: ​”Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Fakat Türk milletinin asıl karakteri yüksek ahlakı, sarsılmaz imanı ve aile bağlarına olan derin bağlılığıdır.”

​Helmuth von Moltke (Alman Mareşal): ​”Türkler, ahlaki meziyetleri bakımından dünyanın en dürüst ve en temiz milletidir. Dürüstlük, büyüklere saygı ve komşuya yardım Türk insanının ruhuna işlemiştir.”

​Pierre Loti (Fransız Yazar): ​”Türkler yüksek bir ruh, asil bir yürek ve terbiyeli bir ahlak taşıyan insanlardır. Onların toplumsal yaşamında ve aile yapısında gördüğüm zarafet, Doğu’nunda Batı’nında çok üzerindedir.

​Necip Fazıl Kısakürek: ​”Türk, İslam’ın kılıcı ve kalkanıdır; Türk olmaktan gayrı gayemiz, İslam’ı yaşamak ve yaşatmaktan ibarettir.”

​Alphonse de Lamartine (Fransız Yazar ve Devlet Adamı): ​”Türkler, İslam dininin en samimi, en dürüst ve en asil uygulayıcılarıdır. Bu din Onların elinde adalet, merhamet ve yüksek bir medeniyet halini almıştır.”

​Mehmet Akif Ersoy: ​”Müslümanlık payesini Türk milletine veren, onun İslam için döktüğü kan ve gösterdiği samimi ihlastır.”

Ve,,​Tarihi Vecize (Anonim):

​”İslam; Mekke’de doğdu, Medine’de büyüdü, Türk milletinin omzunda dünyaya yayıldı ve en güzel ahlakla bu topraklarda yaşandı.”

AHLAK’DA, ADALET’DE BİZİMDİR
AİLE’DE BİZİMDİR
TÜRKİYE’DE HEPİMİZİNDİR

Mustafa Berk
20 Eylül 2026