Akdeniz’de Türkiye’nin İmzası Var!

AKDENİZ’DE TÜRKİYE’NİN İMZASI VAR!
Yedi yıl önce atılan imza, bugün Avrupa’yı neden bu kadar rahatsız ediyor?
Denizciler haritaya bakmayı sever
Hele konu Akdeniz olunca
O deniz bizim için yalnızca mavi sulardan, güzel koylardan, gün batımlarından ibaret değil
Orada tarih var ticaret var enerji var gelecek var.
Ve şimdi Türkiye’nin yıllar önce attığı çok önemli bir imza var. Tarih 27 Kasım 2019
Türkiye ile Libya, Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda çok önemlibir anlaşma imzaladı.
8 Aralık’ta yürürlüğe girdi. Birleşmiş Milletlerin kayıtlarınada geçti.
O gün kıyamet koptu!
Yunanistan itiraz etti.
Avrupa Birliği karşı çıktı.
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi bile anlaşmayı reddetti.
Türkiye’ye ne dediler?
Libya’da ne işiniz var?
Akdeniz’de ne arıyorsunuz?
Bu anlaşma nasıl olacak?
Aradan yedi yıl geçti.
Şimdi gelen habere bakın.
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, yıllarca karşı çıktığı anlaşmayı onaylama kararı aldı.Eğer bu kararın bütün hukuki ve siyasi aşamaları tamamlanırsa, Türkiye açısından önemli bir diplomatik kazanım olacak.
Demek ki neymiş? Dış politikada bazen haklı olduğunuzu anlatmak için bağırmanız gerekiyormuş sabırda gerekiyormuş ve bazen bir imzanın kıymeti yedi yıl sonra anlaşılıyormuş.
BİR KÜÇÜK ADA, KOCAMAN BİR MESELE!
Haritayı açın Antalya’nın hemen karşısında Meis Adası’nı göreceksiniz küçücük bir ada hatırlayın İsmet İnönü’nün “ah burayıda verdik” dediği ada
Yunanistan’a ait Türkiye’nin itirazı adanın Yunanistan’a ait olmasına değil bu küçük adaya ne kadar geniş deniz yetki alanı tanınacağı.
Yunanistan, adaların deniz yetki alanı oluşturma hakkını savunuyor Türkiye ise deniz sınırları belirlenirken ana kara kıyılarının uzunluğunun, coğrafyanın ve hakkaniyetin de dikkate alınması gerektiğini söylüyor.
Ankara’nın görüşüne göre Meis’e aşırı etki tanınması, Türkiye’nin uzun Akdeniz kıyılarının denize açılımını haksız biçimde daraltıyor.
İşte Libya anlaşmasının önemi tamda burada. Türkiye, Doğu Akdeniz’deki tezini yalnızca konuşarak değil, bir başka kıyı ülkesiyle anlaşma yaparak ortaya koydu.
Elbette karşı çıkan ülkeler var. Elbette hukuki tartışmalar bitmiş değil ama Türkiye’ninde bu denizde kıyısı, hakkı ve sözü var. Antalya’dan denize bakınca gördüğümüz Akdeniz, yalnızca başkalarının hesap yaptığı bir deniz olamaz.
AVRUPA NEDEN BU KADAR TELAŞLI?
Libya’dan gelen kararın ardından Avrupa Birliği hemen açıklama yaptı Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yanında olduğunu söyledi.
Anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu savundu.
Türkiye ne yapacak? Kendi haklarından vaz mı geçecek? Avrupa’nın her itirazında geri mi dönecek? Elbette hayır Avrupa Birliği kendi üyelerini savunabilir, Yunanistan kendi tezlerini ileri sürebilir ama Türkiye’ninde haklarını savunması dünyanın en doğal işidir üstelik biz Avrupa’ya düşmanda değiliz tam tersine, yıllardır söylüyorum
“Biz Avrupa Birliği ülkelerine değil, ilkelerine talibiz.”
Adalet istiyoruz
Eşitlik istiyoruz
Hukuk istiyoruz
Karşılıklı saygı ve barış içinde yaşamak istiyoruz.
Akdeniz’de kalıcı huzur, bir ülkenin diğerini yok saymasıyla değil, herkesin haklarının konuşulmasıyla sağlanır.
AKDENİZ’DE HESAPLAR YENİDEN YAPILIYOR
Yunanistan yıllarca Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmaya karşı çıktı. İsrail’inde bu süreçte Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin girişimlerinden rahatsız oldu. Şimdi Libya’nın doğusundan gelen onay kararı, Doğu Akdeniz’de hesapların yeniden yapılmasına yol açabilecek nitelikte. Bu gelişmeden çıkan sonuç çok açık Türkiye, Akdeniz’de kendi haklarını savunurken kimsenin iznini beklemek zorunda değildir. Ama asıl büyüklük, haklarını korurken komşularıyla barışı ve iş birliğinide başarabilmektir. Mavi Vatan anlayışında budur. Kimsenin denizinde gözümüz yok ama kendi denizimizde de yok sayılmayı kabul edemeyiz.
ERDOĞAN’IN HAKKINI TESLİM EDELİM
Şimdi gelelim meselenin iç politikadaki tarafına.
Bu anlaşma Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde yapıldı.
O gün büyük tepki gördü Türkiye geri adım atmadı. Libya’nın batısıyla ilişkilerini sürdürürken doğusuyla da görüşmeye başladı ve bugün, yıllarca anlaşmaya karşı çıkan taraftan olumlu bir karar geliyor buna diplomatik başarı demeyeceksek ne diyeceğiz?
Erdoğan’ın her kararını doğru bulmak zorunda olmayabilirsiniz bir siyasetçiyi sevmemek, ülkenin yararına yaptığı işi görmemeyi gerektirmez. Erdoğan’ın Akdeniz’de izlediği politikanın en değerli tarafı bence şuTürkiye yalnızca gücünü göstermiyor, görüşmediği taraflarlada konuşabiliyor işte devlet yönetiminde önemli olan hususda budur.
Dün karşınızda duranbir ülkeyle bugün masaya oturabiliyorsanız, diplomasi çalışıyor demektir.
Hakkını korurken barışı sağlayabilmektir güçlü Türkiye tam olarakda budur
BİZİ AVRUPA’YA ŞİKAYET EDEN SİYASETÇİLER
Türkiye’de muhalefet etmek elbette hak hatta ıiktidarı eleştirmekde, Erdoğan’ı eleştirmekde hatta yanlış bulduğunuz dış politika kararına itiraz etmekte ama bazı siyasetçilerimizin Avrupa başkentlerinde Türkiye’yi anlatırken kullandıkları dile bakınca insan ister istemez soruyor ve üzülüyor
Avrupa’da Türkiye’deki hukuk ve demokrasi sorunlarını anlatmak başka şey yabancı devletlerden Türkiye’nin meşru millimenfaatleri aleyhine tutum almalarını istemek ise bambaşka
Hangi partiden olursa olsun, bir siyasi liderin kendi ülkesinin haklarını savunması için iktidarı sevmesi gerekmez. İktidarın yanlışını Ankara’da eleştirebilirsiniz ama Brüksel’de Türkiye’nin deniz hakları konuşulurken önce Türkiye’nin tezini bilmek, anlamak ve gerektiğinde savunmakda bir Türkiye Cumhuriyet vatandaşı olarak siyasetçisi olarak çok önemlidir kendini bu ülkenin vatandaşı olarak gören herkesten bu beklenir
Atatürk’ün adını dilinden düşürmeyip onun bağımsızlık düşüncesini unutmak ise çok çok büyük bir çelişkidir.
Atatürk’ün arkasına saklanarak değil, onun gösterdiği bağımsızlık ve çağdaşlaşma yolunda yürüyerek bu ülkeye hizmet edilir. Siyasi rekabetin ölçüsü, Türkiye için kimin daha doğru işler yaptığı olmalı.
MAVİ VATAN’DAN DÜNYAYA AÇILAN TÜRKİYE
Libya ile deniz yetki alanları konusunda diplomatik ilerleme olurken Katar, Pakistan ve Endonezya ile savunma teknolojileri ve ortak üretim için yeni girişimler yapıyor Pakistan’a yapılan MİLGEM savaş gemileri, Katar’la geliştirilen savunma projeleri bunlar birbirinden farklı anlaşmalar ama hepsinin ortak bir tarafları var Türkiye artık yalnızca başkalarından teknoloji alan bir ülke olmak değil kendi ürettiğini dünyaya satıyor başka ülkelerle ortak üretim yapıyor mühendislerini, tersanelerini, fabrikalarını büyütüyor elbette ekonomide sorunlarımız devam ediyor, hayat pahalılığı, gelir dağılımında adaletsizlik, eğitimde ve hukukta yapılacak çok iş var bunları konuşacağız diye ülkemizin başarılarını inkarmı edeceğiz?
ATATÜRK’ÜN HAYAL ETTİĞİ TÜRKİYE
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize yalnızca Cumhuriyet’i bırakmadı bir hedef gösterdi
Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak.
İşte o hedefin peşinden gitmeliyiz savaş gemiside, uçakda, yapacağız bilimdede ilerleyip en iyi üniversiteleri kuracağız hukukta ekonomide eğitimde teknolojide en ileri ülkeler ike yarışacağız ve bütün bunları yaparken Cumhuriyet’in bağımsızlık düşüncesinden asla vazgeçmeyeceğiz.
Bizler çocuklarına ve torunlarına daha güçlü, daha zengin, daha adil bir ülke bırakabilen bir Türkiye istiyoruz
Denizde rüzgarın nereden eseceğini seçemezsiniz. Ama rotanızı siz belirlersiniz
Türkiye’nin rotasını asla başkaları çizmemeli.
Ne Londra.
Ne Brüksel.
Ne Washington.
Ne Moskova.
Türkiye’nin rotasını bu milletin iradesi, aklı, bilimi ve hukuku belirlemeli.
Akdeniz’de hakkını koruyan, komşularıyla barış içinde yaşayandünyada sözü dinlenen Atatürk’ün gösterdiği hedefe yürüyen bir Türkiye
İktidarlar partiler liderler değişir lakin ay yıldızlı bayrağın altında yaşayan bu büyük milletin ortak vatanı asla değişmez.
Tarih her lideri yaptıklarıyla değerlendirecek. Hepimizin üzerinde birleşmesi gereken bir gerçek var ki oda Atatürk’ün kurduğu, Erdoğan’ın bugün yönettiği bu Cumhuriyet ne bir kişiye ne de bir partiye aittir. Türkiye hepimizindir. Ve hepimizin en büyük görevi, onu devraldığımızdan daha güçlü, daha özgür, daha adil ve daha müreffeh biçimde gelecek nesillere bırakmaktır.
YAŞASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ
Mustafa Berk
25 Ekim 2026