Ioanna Hoca, Ben Hâlâ İnatla Umutluyum!

Bir filozofun ardından, insanlığa bırakılmış güzel bir miras
Bazen bir insan gider, geride kütüphaneler dolusu kitaptan daha fazlasını bırakır. Bir düşünce, bir öğüt, küçücük bir cümle yıllar geçer ama o söz, hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkar, bize yeniden düşünmeye sevk eder.
2 Ekim 2026 günü, 89 yaşında kaybettiğimiz Prof. Dr. İoanna Kuçuradi işte böyle bir insandı. Ömrünü felsefeye, insan haklarına, adalete ve insanın değerini anlatmaya adayan bilge bir hoca.
Hele o unutulmaz sözü
“İnatla umutluyum.”
Ne güzel değilmi? İki kelime ile koskoca bir hayat felsefesi.
Aslında hepimizin ihtiyacı olan da biraz bu değilmi. Herşeye rağmen iyiliğe inanmak, birbirimize güvenebilmek dahagüzel bir dünya için küçücükde olsa bir şeyler yapmak.
Hocamız, “Düşünceye düşünceyle karşı çıkılır, cezayla değil” derdi hep,
Ne kadar sade, ne kadar önemli bir ders! Aynı düşünmek zorunda değiliz bir sofrada, bir dost meclisinde, hatta aile içinde bile farklı fikirlerimiz olabilir. Önemli olan kimin sesinin daha yüksek çıktığı değil, kimin karşısındakini gerçekten dinleyebildiğidir.
Çünkü bazen bir tartışmayı kazanırken bir dostluğu kaybediyoruz. Oysa haklı çıkmaktan daha kıymetli bir şey daha var, o birbirimizin gönlünü kırmadan konuşabilmek.
İoanna Hocanın “Fikirler saygı konusu değildir, insanlar saygı konusudur. Fikirler değerlendirme konusudur” sözüde tamda burada anlam kazanıyor.
Düşünceleri tartışabiliriz, hatta yanlış bulabilir ve eleştirebiliriz. Ama insan onurunu asla tartışma konusu yapamayız. Saygı, karşımızdakinin her söylediğine katılmak değil, katılmadığımız zamanlardada ona insan gibi davranabilmektir.
Bir de vicdan meselesi var ki bu gerçekten çok önemli
“Hukuksuz etik olur, ama etiksiz hukuk olmamalı” diyordu Hocamız.
Düşünün, kimsenin görmediği yerde bulunan bir cüzdanı sahibine ulaştırmak, bir çalışanın hakkını zamanında vermek, komşumuzun sıkıntısını dinlemek, zor durumda kalana yardım etmek tüm bunlar için mahkeme kararına mı ihtiyaç var? Hayır, elbette yok.
Çünkü hukuk haklarımızı korurken vicdanda bize başkalarının haklarını hatırlatır. Dürüstlük yalnızca yakalanmaktan korkmak değil kimse görmesede doğru olanı yapabilmektir.
Üstelik iyiliğin dini, dili, milliyeti, pasaportuda yoktur. Dünyanın neresine giderseniz gidin, bir çocuğun gülümsemesi, bir yabancının uzattığı yardım eli, karşılık beklenmeden yapılan bir iyilik aynı sıcaklığı taşır.
İnsanlık dediğimiz şey biraz da bu ortak değerlerde buluşabilmek değil mi?
İoanna Hoca, insanın söyledikleri kadar yaptıklarınada bakması gerektiğini hatılartırdı hrp. Gerçektende herkes dürüstlükten, adaletten, sevgiden söz edebilir. Önemli olan bunları günlük hayatın içine taşıyabilmek.
Haksızlığa uğrayanı dinlemek, bilmeden kimseyi suçlamamak, gerektiğinde özür dilemek, bir başkasının hakkını kendi hakkımız kadar önemsemek
Aslında bunların hiçbiri zor anlaşılacak felsefi kavramlar değil bunlar hayatın kendisidir
Peki bütün bunlar dünyayı değiştirirmi?
Belki hemen değil ama bir insanın davranışı değişir, ardından bir başkasının.
Bir denizci denizde gördüğü plastik şişeyi toplar, başka biri onu örnek alır. Bir insan kırıcı bir söz söylemekten vazgeçer, karşısındaki de aynı inceliği gösterir.
Küçük iyilikler böyle böyle çoğalır.
Nasreddin Hocanın göle maya çalması gibi
“Ya tutarsa?”
İşte umut birazda budur. Her şeyin kendiliğinden düzelmesini beklemek değil, düzelmesi için elimizden geleni yapmaktır.
Ve bütün bu düşünceler bizi yeniden İoanna Hocanın o güzel sözüne götürüyor
“İnatla umutluyum.”
Çünkü umut, yalnızca geleceğe duyulan güven değil, bugüne karşı taşıdığımız sorumluluktur.
Denizcilikte güzel bir gerçek vardır rüzgar her zaman istediğimiz yönden esmez. Bazen karşıdan gelir, bazen kesilir, bazen de fırtınaya dönüşür. Ama iyi bir yelkenci rüzgâra küsmez. Yelkenini ayarlar, sabreder, yeniden yol alır.
Hayattada böyledir. Her yanlışı düzeltemeyebiliriz, her haksızlığı önleyemeyebiliriz. Fakat vicdanımızı, birbirimize olan saygımızı ve iyiliğe duyduğumuz inancı korumak bizim elimizdedir.
Çünkü denizdede hayattada asıl mesele fırtınasız bir yolculuk yapmak değil, fırtınanın ortasında bile insanlığımızı ve umudumuzu kaybetmemektir.
Sevgili İoanna Hoca, geride bıraktığınız düşünceler bizlere yalnızca nasıl düşünmemiz gerektiğini değil birbirimizenasıl davranmamız gerektiğinide hatırlatmaya devam edecek.
Daha anlayışlı, daha vicdanlı, daha adil ve birbirine saygı duyan insanların çoğalması dileğiyle
Umut yelkenleri hiç kapanmasın. Çünkü insanlık, iyilikten vazgeçmeyen insanların omuzlarında yükselir.
Kim bilir, belkide bir gün
Ya tutarsa?
Değerli hocamız Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi sevgi, saygı ve minnetle anıyor, kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.
Mustafa BERK
2 Ekim 2026