Yeni Parti Mi, İç Arayış Mı?

Lütfen bu yazıyı
Siyasi bir tarafgirlik arayışıyla değil
Yakın siyasi tarihimizden çıkarılabilecek dersler üzerine kaleme alınmış bir değerlendirme olarak okuyunuz.
Kararı her zaman olduğu gibi sizlere bırakıyorum.
“ÖNYARGI, AKLIN EN BÜYÜK DÜŞMANIDIR” Der Voltaire
Çünkü, Ön yargı ile okuyan gerçeği değil, kendi düşünceleri görür
Unutmayın Tarih Tekerrür Etmez
Ama Ders Almayanlar Benzer Sonuçlarla Karşılaşır
Türk siyasetinin en ilginç yönlerinden biri şudur hafızasının kısa tarihin ise uzun olması
Her dönem, YENİ iddiasıyla yola çıkan, mevcut yapıları geride bırakacağını söyleyen yeni siyasi oluşumlar ortaya çıkmıştır.
Kimi büyük umutlarla karşılanır, kimi geniş medya desteği bulur, kimide güçlü kadrolarla yola çıkar.
Ancak
Demokrasilerde hiçbir tabela tek başına başarı getirmesi mümkün değildir.
Yakın siyasi tarihimiz bunun en çarpıcı örneklerinden birini 2002 yılında yaşadı.
DSP’den ayrılan 62 milletvekili 6 Bakan ve çok sayıda önemli isim, İsmail Cem’in liderliğinde Yeni Türkiye Partisi’ni kurdu.
Kamuoyunda büyük heyecan oluşturdu.
Dönemin siyasi atmosferinde birçok kişi bu hareketin Türk siyasetini üzerinde hem fikirdi. Salon siyaseti sınıfta kaldı
Sandık bambaşka bir şey söyledi.
Büyük beklentilerle kurulan YTP, seçimlerde yüzde 1,15 oy alabildi ve Meclis dışında kaldı. İşte Gerçek bu
Buradan çıkarılması gereken ders, herhangi bir siyasi hareketi peşinen mahkûm etmek değil
Buradan çıkarılması gereken asıl ders
Siyasette güven, isim değiştirerek kazanılmaz.
Tabela yenilenebilir.
Logolar değişebilir.
Sloganlar değişebilir.
Ancak milletin hafızası kolay kolay değişmez.
Seçmen söylem ile samimiyet, vitrin ile vizyon, heyecan ile güven arasındaki farkı sandıkta ortaya koymasını her zaman bilmiştir bundan kimsenin şüphesi asla ve kata olmasın
Gelelim bugün yaşanan gelişmeleri değerlendirirken de geçmişi hatırlayalım
Elbette demokratik hukuk düzeninde herkes yeni bir siyasi hareket kurabilir, farklı bir yolda deneyebilir ve milletten destek isteyebilir.
Bu çok doğal demokratik hak
Ancak siyasi başarı; sadece yeni bir isim bulmakla değil, toplumda güven oluşturmakla mümkündür.
Çünkü millet, günü geldiğinde sadece vaatleri değil geçmişi, yönetim anlayışını, tutarlılığı ve geleceğe dair inandırıcılığı birlikte değerlendirir.
Demokrasilerde son sözü ne sosyal medya söyler, ne televizyon ekranları, ne de anketler
Son sözü daima sandık söyler.
Ve sandık, çoğu zaman siyasetin en büyük tarih öğretmenidir.
“Geçmişini hatırlamayanlar, onu yeniden yaşamaya mahkûmdur.” demiş
George Santayana
Mustafa Berk
26 Temmuz 2026