Zulüm Büyüyor Dünya Susuyor

Şu soruyu lütfen sorun kendinize.
Nasıl olduda bir avuç insan tüm dünyayı rehin aldı?
Nasıl oldu da
Kongre’nin yüzde 96’sı tek bir lobinin finansmanıyla hareket eder hale geldi?
Nasıl oldu da
ABD başkanları kim olursa olsun, hangi partiden gelirse gelsin, İsrail’in emrini yerine getirmek zorunda kaldı?
Nasıl oldu da
BM raportörü Francesca Albanese İsrail’in soykırımını belgelediği için evine el konuldu, kredi kartları bloke edildi, Dünya Bankası eşini kovdu?
Nasıl oldu da
İsrail Başbakanı İspanya’ya “yakında bedelini ödeyeceksin” diye tehdit savurdu?
Nasıl olduda
Japonya tüm İsrailli turistlerin girişini yasaklamak zorunda kaldı?
Nasıl olduda
İtalya savunma anlaşmasını askıya aldı?
Nasıl oldu da
İsrail medyası “Türkiye ile savaşırsak kaybederiz” diye analiz yazmak zorunda kaldı?
Bunların hepsinin elbette bir cevabı var
Ve o cevap tarihin taaa derinliklerinde
OSMANLININ HEDİYESİ, DÜNYANIN BELASİ OLDU DÜNYA TARİHİNİN EN BÜYÜK İRONİSİ
İsrail bu topraklara nasıl geldi?
Avrupa’da yüzyıllarca zulme uğrayan Yahudi halkı, en büyük sığınağı Osmanlı İmparatorluğu’nda buldu.
İspanya’dan kovulanlar, Avrupa’nın dört bir yanından kaçanlar Osmanlı’ya sığındı.
Ve Osmanlı onları kabul etti.
Çünkü Osmanlı medeniyetti.
Osmanlı insanlıktı.
Osmanlı gittiği hiç bir topraklarda zülüm yapmadı
Ve Osmanlı onlara şunu söyledi
“Filistin’e gidin. Oradaki kardeşlerinizle yan yana yaşayın.”
işte bu Osmanlı’nın DEVLET AKLI idi.
Fakat onlar ne yaptılar?
Önce sinsice toprak satın aldılar.
Filistinlileri kandırarak, birer birer, parça parça.
Sonra o topraklar üzerinde güç inşa ettiler.
Sonra 1948’de devlet ilan ettiler.
Sonra Filistinlileri kendi topraklarından sürdüler.
Sonra Gazze’yi açık hava hapishanesine çevirdiler.
Sonra binlerce çocuğu bombaladılar.
Önce Golan tepelerin Sonra Lübnan’ı “tampon bölge” diyerek işgal ettiler.
Osmanlı’nın hediyesi böyle karşılık buldu.
KONGRE’NİN YÜZDE 96’SI
535 kongre üyesinin 515’i AIPAC’tan bağış ALDI.
AIPAC İsrail’in ABD’deki lobi örgütüdür.
En başta Trump’ın yardımcısı Jd Vence, Tom Cotton’a 2.9 milyon dolar. Rick Scott’a 5 milyon dolar. İsimler uzuyor rakamlar büyüyor, satılmış senatörlerin sayısı artıyor.
Demokrat Temsilci Mark Pocan ne dedi?
“Trump yönetimi Kongre’ye veya Amerika halkına değil, Netanyahu’ya rapor veriyor.”
Yani ABD Başkanı kim olursa olsun hangi partiden gelirse gelsin kongrenin çoğunluğunu kim tutarsa tutsun hepsi İsrail in çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorundadır. NOKTA
Bu cümleyi bir daha okuyun.
Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi temsilcisi söylüyor bunu.
AMERIKAN SAVAŞLARI
Vietnam Savaşı.
Afganistan Savaşı.
Irak Savaşı.
Suriye Savaşı.
İran Savaşı.
Ortak noktaları ne?
Hepsinin karşısında ABD. Ama hepsinde ABD toprağı yok. Yakılan yıkılan yerler var. Ama hepsinde de İsrail lobisinin çıkarları var
Ve şimdi CENTCOM duyurdu
ABD Suriye’deki tüm üslerini devretti ve çekildi.
Bir kez daha.
Çünkü bu savaşın da kazananı olmadı.
Çünkü bu da diğerleri gibi bitti.
Harcanmış milyarlar, mahvolmuş hayatlar, ve sessiz bir çekilme.
Ama fatura kime kesildi?
Vietnam’a. Afganistan’a. Irak’a. Suriye’ye. İran’a.
Hiçbirinde ABD toprağı yok.
ÇİN GEMİSİ VE ABLUKA
14 Nisan 2026.
ABD’nin Hürmüz ablukasına rağmen Çin gemisi “Rich Starry” boğazdan geçti.
250 bin varil metanol taşıyan bu gemi Trump’ın tehdidini hiçe saydı.
Trump çıldırdı.
Ama ne yapabilir?
Çin’e savaş açabilir mi?
İşte şimdi gerçek güç dengesi ortaya çıkıyor.
Japonya İsrailli turistlere kapılarını kapattı. İtalya savunma anlaşmasını askıya aldı. İspanya’ya “bedelini ödeyeceksin” diyen Netanyahu’ya İspanya Başbakanı “siz soykırımcı ve suçlu bir rejimsiniz, hepiniz yargılanacaksınız” diye yanıt verdi.
Dünya dönüşüyor.
HÜRMÜZ AÇILDI
KİM KAZANDI?
18 Nisan 2026 sabahı.
Hürmüz Boğazı’nda trafik başladı.
İran Dışişleri Bakanı Arakçi açıkladı
Lübnan’daki ateşkes boyunca Hürmüz geçişleri tamamen serbest.
Petrol anında çakıldı. Piyasalar mesajı aldı.
Peki bu nasıl oldu?
Antalya’da bir masa kurulmuştu. O masada Erdoğan konuştu. “Hürmüz’de tavrımız nettir. Gemilere ticaret açık tutulmalıdır” dedi. Ve dünya o sözleri duydu. İran o sözleri duydu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ne yazdı?
“Barışın Anahtarı Türkiye anlayışıyla ülkemiz, yalnızca bölgesinde değil, dünyada da yapıcı ve dengeleyici bir aktör olarak öne çıkmaktadır.”
Merhamet diplomasisi.
İki kelime. Ama içinde insanlığın tüm umudu var.
Ve Trump?
Trump “İran’ın uranyumunu alacağız” dedi.
İran “kesinlikle reddediyoruz” diye yanıt verdi. Trump Netanyahu’ya Lübnan’ı bombalamayı yasakladı. Netanyahu şoke oldu. ABD basını yazdı: “Netanyahu Beyaz Saray’dan açıklama istedi.”
Yani efendi kölesine kızdı.
Ve köle ne yapacağını bilemedi.
AB DE UYANIYOR
21 Nisan’da Lüksemburg’da AB dışişleri bakanları toplanacak.
Gündem İsrail’e yaptırımlar.
İtalya savunma anlaşmasını askıya aldı. Japonya kapılarını kapattı. İspanya “hepiniz yargılanacaksınız” dedi. AB yaptırım masasına oturuyor.
Dünya yavaş ama dönüyor.
Zulüm büyüdükçe direniş de büyüyor.
VE ŞİMDİ ASIL MESELE
Şimdi şunu sormak lazım. Dümdüz sormak lazım.
Koskoca Amerika Birleşik Devletleri.
330 milyon insan. Dünyanın en büyük ekonomisi. Tarihin gördüğü en güçlü ordu. İki okyanus arasında yayılan kıta. Demokrasinin, özgürlüğün, insan hklarının dünyaya öğretmeni olduğunu iddia eden nüsvedde ülke.
Ve Bu devlet.
9 milyon nüfuslu, Ortadoğu’nun ortasına sıkışmış, uluslararası mahkeme kararıyla soykırımcı ilan edilmiş bir ülkenin kucağına oturmuş.
“Ne yapalım” diye soruyor.
Kongre’sinin yüzde 96’sı o ülkenin parasıyla satın alınmış. Başkanı o ülkenin liderine günlük rapor veriyor. Dışişleri Bakanı o ülkenin çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Ordusu o ülkenin savaşını veriyor.ABD halkı ise dünyadan bi haber uyuşmuş durumda
Bu bir devlet değildir.
Bu bir devlet nüsvedessidir.
Kişiliği yoktur. Omurgası yoktur. Onuru yoktur. Bağımsız iradesi yoktur.
En güçlü görünen ülke, aslında en küçük olanın kuklasidir.
Tarihin bu kadar acı bir ironisi daha önce hiç yazılmamıştı
TÜRKİYE: GERÇEK DEVLET BUDUR
Şimdi karşılaştıralım.
Türkiye ne yaptı bu süreçte?
Taraf tutmadı. Ama seyirci de kalmadı. Masayı kurdu. Antalya’da topladı. Erdoğan konuştu. Hürmüz açıldı. Ateşkes uzadı. Müzakereler devam ediyor.
İsrail medyası ne yazdı?
“Türkiye ile savaşırsak kaybederiz.”
“Olası çatışmada Ankara’nın kaybetmesi söz konusu değil.”
“İsrail, Türkiye karşısında ABD desteğine ihtiyaç duyabilir.”
Yani o küçük ülke, büyük ülkeye muhtaç. O büyük ülke de Türkiye’den korkuyor.
Napolyon’un dediği doğruymuş:
“Türklerle asla savaşma.”
TÜRK MİLLETİNE DAIR
Ve son olarak şunu söyleyelim.
Napolyon ne dedi?
“Türklerle asla savaşma. Hepsini öldürsen bir tek Türk kalır, o da ordu kurar, dünyaya hükmeder.”
Bin yıldır bu topraklarda akan o kan boşuna akmadı. Çanakkale’de “size geçit yok” diyen ruh boşuna konuşmadı. O ruh hâlâ yaşıyor.
Ve İsrail kendi medyasında yazıyor
“Türkiye ile savaşırsak kaybederiz.”
Hesap kitap böyle yapılıyor.
SON SÖZ
Hürmüz açıldı.
Petrol aktı.
Dünya nefes aldı.
Bunu sağlayan Tomahawk değildi. Uçak gemisi değildi. Nükleer başlık değildi.
Bunu sağlayan masaydı. Kelimeydi. Diplomasiydi. İnsanlıktı. Merhametti.
Bunu sağlayan Türkiye’ydi.
Ve tarihin en büyük ironisi şu
330 milyonluk dev, 9 milyonluk bir ülkenin kucağında otururken.
84 milyonluk Türkiye, dünyanın barış masasının başında oturuyor.
İtalya savunma anlaşmasını askıya aldı. Japonya kapılarını kapattı. İspanya “hepiniz yargılanacaksınız” dedi. Çin gemisi ablukayı deldi. BM raportörü gerçeği söyledi. Tel Aviv’de İsrailli anneler sokaklara döküldü.
Zulüm büyüdükçe direniş de büyüyor.
Ve tarihin en büyük gerçeği şu
Hiçbir imparatorluk sonsuza kadar yaşamadı.
Roma geçti. Moğol geçti. İngiliz geçti. Sovyet geçti.
Bu da geçecek
Güç silahta değildir.
GÜÇ karakterdedir.
Ve karakter, satın alınamaz.
Zulüm silahla değil, sustukça büyür.
Sesini yükseltmek, dünyanın en güçlü silahıdır.
Ve o ses, bir gün mutlaka kazanacaktır.
Çünkü Yüce Rabbimiz daima mazlumun yanındadır.
Mustafa Berk ·
18 Nisan 2026