Orta Doğu’da Hesaplaşmanın Anatomisi

Orta Doğu’da Bir Hesaplaşmanın Anatomisi
Tarih tekerrür ediyor.
Sahne farklı. Oyuncular farklı. Suç aynı.
1 Eylül 1939. Nazi Almanyası Polonya’ya saldırdı. Dünya “savaş suçu” dedi. Nürnberg yargıladı. Mahkûm etti. İdam etti.
28 Şubat 2026. ABD ve İsrail İran’a saldırdı.
Dünya ne dedi?
Sessizlik.
Oysa BM Şartı ortada duruyor. Net. Açık. Tartışmasız. Provokasyon olmaksızın egemen bir devlete silahlı saldırı, savaş suçudur. Polonya’ya yapılan buydu.
İran’a yapılan da bu. Aradaki tek fark: 1939’da saldıran Almanya’ydı, 2026’da saldıran Amerika.
Peki bu savaş neden başladı gerçekten?
Nükleer tehdit” diyorlar. Kulağa güzel geliyor. Ama stratejik tabloya bakın. İsrail onlarca yıldır Güney Lübnan’ı istiyor. Hizbullah’ı çökertmek için fırsat kolluyordu.
Bu savaş o fırsatı sundu. Savaş bittiğinde müzakere masasına bakın; Litani Nehri’ne kadar uzanan topraklar kimin elinde olacak?
Cevabı zaten biliyoruz.
Trump nasıl ikna edildi? İşte asıl soru bu. Epstein dosyaları, İsrail lobisinin Kongre üzerindeki baskısı, Yahudi seçmen tabanını kaybetme korkusu… Bunların hepsi tesadüf mü? Belki. Ama büyük savaşların açıklanan nedenlerle değil, açıklanmayan hesaplarla başladığını tarih bize defalarca öğretti.
Sonra Minab geldi.
Ve her şey değişti.
28 Şubat 2026. Sabahın erken saatleri. İran’ın Hürmüzgan eyaletinde, Minab’da, Şecere-i Tayyibe Kız İlkokulu’na bir şey çarptı. O şey bir Tomahawk füzesiydi.
İçeride 160’tan fazla kız çocuğu vardı. Ve öğretmenleri. Ve hayalleri.
Hepsi enkaza döndü.
Trump ne dedi? “Bunu İran yaptı.” Savunma Bakanı ne dedi? “Sivilleri hedef alan tek taraf İran’dır.” Sonra ne oldu? Enkaz görüntüleri geldi.
Füze parçalarının üzerindeki etiket okundu: “Globe Motors. Dayton, Ohio. Made in USA.”
Sormak lazım
Bu bir kaza mıydı? Yoksa mesaj mıydı?
Uluslararası hukuk uzmanları cevabı veriyor zaten. Okullar, Lahey Sözleşmesi kapsamında dokunulmaz. Hastaneler dokunulmaz. İbadethaneler dokunulmaz. 160 çocuğun öldürüldüğü bu saldırı, son yüzyılın en büyük savaş suçlarından biridir.
Ve bu suçun baş sorumlusu, bugün hâlâ Beyaz Saray’da oturmaktadır.
Yargılanacak mı?
Nürnberg’i hatırlayın. O günlerde de kimse inanmıyordu. “Amerika’ya ne yapabilirsiniz ki?” deniyordu. Ama Nürnberg gösterdi: Güç, hesap vermemeyi garantilemez.
Sadece geciktirir.
Bu savaş ne zaman biter? İsrail Güney Lübnan’ı fiilen ele geçirdiğinde.
Bir ateşkes açıklamasıyla, diplomatik bir gülümsemeyle sarmalanmış olarak. Altı ay. Belki daha az. Sonra “barış” gelecek. Haritalar yeniden çizilmiş olacak.
Kazanan kim? İsrail.
Kaybeden kim? Minab’daki o küçük kızlar. Ve onlarla birlikte, insanlığın son kalan onuru.
Trump’ın akıbetine gelince
Tarih, Nürnberg’i yaratan adamların da bir gün yargılanacağına inanmadığını söylüyor.
Ama inanmak zorunda kaldılar.
Trump da kalacak.
Bu başka bir gerçek
Mustafa Berk
27 Mart 2026