İçeriğe geç
Pazar Yazıları Yeni yazı: Her hafta pazar günü
Sayı 023

İşlem Tamam Mı? 1. Bölüm

Pazar Yazıları 2 Ağustos 2026 · 3 dk okuma

Ana Muhalefet Koltuğuna Uzanan Projenin Adım Adım Anatomisi

Bölüm 1

Bir siyasi eleştiri değil, yaklaşık yüz yıllık bir muhasebe

Bu yazıyı kaleme almadan önce uzun süre düşündüm.

Yazmalımıydım yoksa yazmamalımıydım?

Çünkü konu Cumhuriyetimizin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

Bu partiye hayatını vermiş, samimiyetle emek harcamış, bugün de dostluğunu büyük bir saygıyla sürdürdüğüm çok değerli insanlar tanıyorum.

Aynı şekilde, bugün CHP içinde yeni arayışları savunan veya farklı siyasi oluşumlara yönelen birçok insanında Türkiye için iyi niyet taşıdığına son derece inanıyorum.

Bu nedenle satırlarımı kimseyi kırmak, suçlamak ya da herhangi bir siyasi görüşü yüceltmek amacıyla yazmıyorum.

Ben bir siyasetçi değilim.

Ne bir partinin mensubuyum ne de herhangi bir siyasi hesabın içindeyim.

Yetmiş bir yıllık hayatım boyunca ticaret yaptım, dünyanın birçok ülkesini gördüm, farklı toplumları tanımaya çalıştım.

Bugün ise denizlerde dolaşan amatör bir denizci olarak, ülkesini seven sıradan bir vatandaş gözüyle olayları anlamaya gayret ediyorum.

Belki de bu yüzden olaylara biraz daha uzaktan bakabiliyorum.

Çünkü bazen denizin ortasından kıyıya bakınca, kıyıdakilerin göremediği ayrıntılar daha net seçilebiliyır

Son günlerde ana muhalefet cephesinde yaşanan gelişmeleri izlerken aklımda tek bir soru oluştu

İŞLEM TAMAM MI?

Bu soru yalnızca bugün yaşanan tartışmalarla ilgili değil elbette

Asıl soru şu

Yaklaşık yüz yıldır aynı siyasi gelenek içinde tekrar eden kırılmalar, ayrılıklar ve yeni parti arayışları bize ne anlatıyor hiç düşündünüzmü

Acaba bugün yaşananlar gerçekten yeni mi?

Yoksa tarih, farklı isimler ve farklı aktörlerle aynı hikâyeyi yenidenmi yazıyor?

Burada partiye değil, siyasal kültüre bakmak lazım

Siyasette günlük tartışmalar çoğu zaman gerçeği perdeleyebilir.

İsimler değişir
Genel başkanlar değişir
Parti tabelaları değişir

Ama siyasal kültür kolay kolay değişmez.
Bir toplumun siyasi hafızası, seçim sonuçlarından çok daha uzun ömürlüdür.

Bu yüzden bugünü anlayabilmek için sadece bugüne bakmak yeterli değildir

Dünün izlerinide görmek lazım

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir.

Bu tarihi gerçeği inkar etmek mümkün değildir.

Ancak yine aynı açıklıkla ifade etmek gerekir CHP, Türk siyasi tarihinde en fazla bölünme yaşayan siyasi geleneklerden biri olmuştur.

Bu tespit bir eleştiri değildir.

Bu tarih bir vaka tarihi bir gerçektir

Ve her tarihî vaka gibi üzerinde düşünülmesi gereklr

Bugün yaşanan gelişmeleri sadece son birkaç yılın siyasi tartışmaları olarak görmek bana doğru gelmiyır

Çünkü bu hikaye neredeyse Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanıyor.

Henüz Gazi Mustafa Kemal Atatürk hayattayken bile, Cumhuriyet’in nasıl yönetileceği konusunda farklı fikirler ortaya çıkmıştı.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurulması
Ardından Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesi
Daha sonra çok partili hayata geçiş sürecinde yaşanan Dörtlü Takrir
Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın CHP’den ayrılarak Demokrat Parti’yi kurmaları

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor

Siyasi ayrışmalar yeni değildir.

Ancak asıl dikkat çekici olan, aynı geleneğin ilerleyen yıllarda da benzer kırılmaları yaşamaya devam etmesidir.

Turhan Feyzioğlu
Kemal Satır
Bülent Ecevit
Erdal İnönü
İsmail Cem
Muharrem İnce

Ve bugün yaşanan yeni tartışmalar

İsimler farklıdır
Dönemler farklıdır

Ancak dikkatle bakıldığında tekrar eden bazı ortak bşrçok noktalar görülmektedir.

İşte bu yazımda cevap aramaya çalışacağım soru tamda bu

Neden aynı siyasi gelenek içinde benzer kırılmalar tekrar tekrar yaşanıyor? Neden

Bu yazının amacı

Bu yazıyı okurken tek ricam şudur

Lütfen satırları bir siyasi tartışmanın parçası olarak değilde Türkiye’nin demokrasi yolculuğuna dair samimi bir düşünce denemesi olarak değerlendirirseniz sevinirim

Çünkü güçlü bir demokrasi için yalnızca güçlü bir iktidar değil kendi içinde demokratik işleyebilen farklı fikirleri aynı çatı altında yaşatabilen topluma güven veren güçlü bir muhalefetde gereklidir.

Benim bütün gayem, yaklaşık yüz yıllık bu yolculuğa tarihi penceresinden bakarak şu soruya cevap aramak

İşlem gerçekten tamam mı? Yoksa tarih, bize hala alınması gereken dersler olduğunu mu söylüyor?