Mavi Vatan’da Kaybedilen Mavi Turizm

Yatçılar Neden Türkiye’yi Değil, Yunan Adalarını Tercih Ediyor?
Bir Denizcinin Ege Günlüğünden
Yaklaşık bir aydır eşim Nevin Hanım ve teknemiz BlueBerk ile Ege Denizi’nde seyir yapıyorum.
Samos
Patmos
Lipsi
Leros
Kalimnos
Her limanda aynı manzarayla karşılaşıyorum.
İtalyan bayraklı tekneler
Fransız tekneleri
Almanlar
Belçikalılar
Hollandalılar
İngilizler
Ve dikkat çekici sayıda Türk bayraklı yat
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor kendşne
Dünyanın en güzel koylarına sahibiz Türkiye dururken, neden binlerce yabancı yatçı rotasını Yunan adalarına çeviriyor?
Önce bir aynaya bakıp özeleştiri yapalım
Yunanlılar denizci bir millettir.
Yaklaşık beş bin yıldır denizle yaşayan bir uygarlığın mirasçısı bir millet tamam
Biz ise büyük ölçüde kara devleti geleneğinden gelen, Orta Asya’dan at üstünde Anadolu’ya uzanan farklı bir tarihi yolculuğun çocuklarıyız.
Burnundan da gurur duyuyoruz.
Ama artık şu gerçeği kabul edelim
Üç tarafı denizlerle çevrili, yaklaşık 8.300 kilometrelik kıyı şeridine sahip bir ülkenin deniz turizminde geride kalmasının sebebi nedir kim bunu irdeliyor
Deniz bize Allah’ın emanetidir.
Onu yönetmek ise bizim görevimizdir.
Bugün burnumuzun dibindeki On İki Ada’ya bakıp iç geçiriyoruz.
Asıl soru şu
Bugün elimizde bulunan cennet koyları ne kadar doğru yönetiyoruz?
İnsan ister istemez düşünüyor
Eğer bugün kendi kıyılarımızda yaşanan plansızlık, fahiş fiyat, düzensizlik ve hizmet sorunları o adalarda da yaşansaydı ne olurdu acaba
Acaba bugün milyonlarca turist yine aynı heyecanla oralara gider miydi?
Sanmıyorum.
YUNANİSTAN – TÜRKİYE
Yatçının Gözünden Acı Bir Karşılaştırma
Yunanistan’da da vergi var.
TEPAI adı altında deniz kullanım vergisi ödüyorsunuz.
Kimsenin buna itirazı yok.
Çünkü sistem açık.
Kurallar belli.
Önceden ne ödeyeceğinizi biliyorsunuz.
Belediye marinalarında ve küçük balıkçı limanlarında bağlama ücretleri çoğu zaman makul seviyelerde.
Denizci kendisini müşteri değil, misafir gibi hissediyor.
Türkiye’de ise birçok tekne sahibinin dile getirdiği ortak sorunlar var.
Marina ücretleri
Bazı balıkçı barınaklarında dahi yüksek bağlama ücretleri
Atık verme prosedürleri
Belgeler
Farklı kurumların farklı uygulamaları
Yüksek idari para cezaları
Çevreyi korumak elbette şarttır.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak çevreyi korurken denizciyi bürokrasiyle ve belirsizlikle karşı karşıya bırakan sistemler, insanların başka rotalara yönelmesine neden olabiliyor.
Koylarımız cennet gibi
Ama bazı koylarda gece saat ikiye kadar süren yüksek sesli müzik
Kıçtan kara bağlanan teknelerin bütün koyu kaplayacak şekilde halat atması
Yeni gelen teknelerin yer bulamaması
Bazı belediyelerin çöp toplama hizmeti için farklı ücret uygulamaları
Denizcinin hafızasında iz bırakıyor.
Restoranlarımız
İçlerinde gerçekten dünya standartlarında olanlar var.
Onları ayakta alkışlıyorum.
Ancak bazı turistik koylarda
yüksek fiyat, vasat yemek, özensiz servis
ve fiyatın karşılığını vermeyen bir anlayış
Bunlar yalnızca bir müşteriyi değil, ülkenin itibarınıda kaybettiriyor.
Turizmde en güçlü reklam memnun kalan müşteridir.
En büyük zarar ise hayal kırıklığı yaşayan müşteridir.
Deniz turizmi sadece marina işletmek değildir.
Bir yatçı geldiğinde
Yakıt alır
Marketten alışveriş yapar
Restorana gider
Tekne bakım yaptırır
Taksi kullanır
Kafede oturur
Balıkçıya para bırakır
Esnafa para bırakır
Bir yatçı, bulunduğu bölgenin ekonomisine günlerce, bazen haftalarca katkı sağlar.
İşte gerçek turizm budur.
Bugün Leros’ta dolaşırken gördüğüm onlarca yabancı bayraklı tekne bana tek bir şeyi düşündürdü
Biz doğanın bize verdiği bu büyük nimeti gerçekten değerlendirebiliyor muyuz?
Sorun deniz değil.
Sorun koylar değil.
Sorun iklim değil.
Sorun bakış açısıdır.
Denizciyi gelir kapısı olarak gören anlayışla, denizciyi misafir olarak gören anlayış arasındaki farkı bugün Ege’nin iki yakasında açıkça görmek mümkündür.
Çözüm Aslında Çok Zor Değil
Deniz turizmini bilen liyakat sahibi kadrolar
Şeffaf ve öngörülebilir kurallar
Makul marina ücretleri
Hizmet kalitesinin yükseltilmesi
Koylarda sessizlik ve düzenin korunması
Yerel yönetimlerle merkezi yönetimin ortak hareket etmesi
Ve en önemlisi
Denizciye güven veren bir anlayış.
Bu yazıyı Yunanistan’ı övmek için yazmadım.
Bu yazıyı Türkiye’yi kötülemek için hiç yazmadım.
Tam tersine
Hayatını bu ülkeye, adamış bir vatandaş olarak, sahip olduğumuz muazzam potansiyelin daha iyi değerlendirilmesini istediğim için yazdım.
Çünkü inanıyorumki
Türkiye, dünyanın en güçlü deniz turizmi ülkelerinden biri olabilir.
Yeter ki sorunlarımızı inkar etmiyelim
Yeter ki eleştiriyi düşmanlık değil, gelişme fırsatı olarak görebilelim.
Ve unutulmamalıdırki
Ege Denizi iki ülke arasında bölünmüş olabilir.
Ama denizcinin rotasını belirleyen haritalar değildir gördüğü hizmettir, hissettiği saygı ve ödediği bedelin karşılığını alıp alamadığıdır.
Mustafa Berk
23 Temmuz 2026